Datça Türk Evi Butik Otel

Sessiz, sakin ve bir o kadar da doğal bir yer arıyorsanız eski bir Karya yerleşimi olan Datça geçmişten günümüze kadar koruduğu doğal güzelliği ile sizleri bekliyor… Son yıllarını burada geçiren ünlü şair Can Yücel’in de dediği gibi mekanınız Datça olsun…

Büyük ihtimalle Bodrum’un adını duydunuz, keza Marmaris’i de ama Datça’nın adını duyduğunuzu pek sanmıyorum ya da yerini bildiğinizi. Ülkemizde hemen hemen herkes Bodrum ve Marmaris’i bilir ama genellikle Datça’yı bilmez. Bu iki önemli turizm merkezi arasında yer alan ve Akdeniz ile Ege Denizi’ni birbirinden ayıran yarım ada ise Datça’dır. Doğal güzelliği, koyları ve sakinliği yanında Knidos gibi antik kentleri ile tarihten bu güne odaklanan bir yerleşim yeri olarak öne çıkar bu sevimli ilçe.

Merkezden denize gir
Datça’ya yaz aylarında ilk defa gelen turistler genellikle nerede denize girebileceklerini sorar. Burada yaşayanların cevabı ise her yerde olur. Evet Datça’da her yerde denize girebilirsiniz. Düşünsenize İstanbul’da yaşayıp denizi görse de giremeyen milyonlarca insan var. Ama burası öyle değil. Yeni mi geldiniz bırakın eşyaları ve hemen sahilden denize girin hem de Mavi Bayrak’lı bir denize. Sahilde hastane altı, kumluk ve taşlık olmak üzere üç mekan sizi bekliyor. Eğer denize taşlık kumsalında girerseniz buradaki Ilıca Gölü’nün etrafında dolaşmayı ve buradaki parkı da es geçmeyin deriz. Yine merkezdeki liman yanında antik tiyatroya da göz atmayı unutmayın. Datça merkez dışında köyler ve koyları yanında doğal güzelliği ile de ön plana çıkıyor.

Çok sayıda bük var
Datça’da ellinin üzerinde birbirinden güzel koy ve bük yer alıyor. Bu koylardan Gökçeler Bükü, Küçük Çatı, Çatı, Kızılağaç, Alavara, Çakal, Damlacık, Mersincik, Murdala, İskandil ve Bodrum feribotunun kalktığı ve yanaştığı Körmen Ege Denizi’ne bakıyor. Merkeze en yakın olan Kargı yanında Palamut Bükü, Akvaryum, Akça Bük, Kuru Bük, Ova Bükü, Hayıt Bükü, Kızıl Bük, Domuz Bükü, Karaincir, Sarı Liman, Kara Bük, Çiftlik, Kuruca Bük, Günlücek ve Lindos ise Akdeniz’e bakıyor. İster aracınızla ister köy minibüsleri isterseniz de yat turları ile bu koy ve bükleri gezme şansınız bulunuyor. Eğer vaktiniz varsa kesinlikle bir tekne turunu es geçmeyin deriz.

Taş evleri ile ayrı bir dünya
Datça, merkez ve koylar dışında köyleri ve diğer güzellikleri ile de dikkat çeken bir yer. Bu köylerden en çok öne çıkanlardan biri ise Eski Datça. Bir nevi şair Can Yücel ile özdeşleşen Eski Datça, taş evleri ve şirin mimarisi ile öne çıkıyor. Köy, özellikle fotoğraf meraklılarının abartısız bir gün boyunca fotoğraf makinesini elinden düşürmeden gezebileceği bir yer. Köyde şirin kafeler ve restaurantlar yer alıyor. Çeşitli hediyelik eşya ürünlerinin satıldığı küçük dükkanların yer aldığı köyde kendi ürettikleri ipekten dokudukları ipekli ürünleri satan Caria Silk de bu mağazalardan biri.

Yel değirmenlerine karşı
Eski Datça ardından Reşadiye, Hızırşah ve Kızlan gibi köyleri ve yerleri de es geçmemekte fayda var. Hızırşah’ta Selçuklulardan kalma Hızırşah camisi görülebilir. Bunun yanında Reşadiye’deki Türk mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Mehmet Ali Ağa Konağı’nı da görmelisiniz. Tabii biraz daha gezmek isterseniz sizi bu sefer de yel değirmenlerine götürmek isteriz. Eğer fotoğraf çekmeyi seviyorsanız makinenizi yanınıza almadan Kızlan’a gitmeyin. Bölgeyi bilmeyen okuyucularımız için yine kısa bir not olarak eğer aracınız varsa Eski Datça ve bu köyleri bir günde doya doya gezebileceğinizi belirtelim. Bu civarda son olarak Kızlan tarafına giderken Marmaris yönünde sağ tarafınızda kalan Datça Şarap tesislerini de gezilecek yerler listesine ekleyebilirsiniz.

Knidos
Eğer arkeolojiye ilgi duyuyorsanız Datça’da biri Knidos diğeri de Eski Knidos (Burgaz) olmak üzere iki ören yerini de görmenizi tavsiye ederiz. Kökeni Dor’lara kadar uzanan Knidos antik şehrinde kent surları yanında, küçük tiyatro, Dor Tapınağı, Demeter kutsal alanı, nekropol gibi çok sayıda özel alanı görme şansınız var. Bu tarihi antik kent ünlü matematikçi, astronom ve filozof Eudoksos yanında İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos gibi adını anmadığımız çok sayıda ünlü ismin de bir dönem yaşadığı bir yer. Bir diğer ören yeri ise merkeze 2 km uzaklıktaki Eski Knidos ya da Burgaz. İster araçla isterseniz de sahilden yürüyerek gidebildiğiniz bu ören yerinde ise Helenistik dönemden bu yana çeşitli kalıntılar sizi bekliyor.

Başka türlü bir şey
Datça denilince ilk akla gelen isimlerden biri de kuşkusuz Türk edebiyatının ünlü şairi Can Yücel. Bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Ali Yücel’in oğlu olan Can Yücel. 1926 yılında doğdu. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı.

1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Bölgeyi yavaş yavaş tanımaya başlayan şair yaşamının son döneminde ise Datça’ya yerleşti. Buralara kadar geldikten sonra şairin Eski Datça’daki evini de ziyaret edebilirsiniz. 12 Ağustos 1999’da vefat eden şair “Mekanım Datça olsun” diyerek şiirinde de belirttiği gibi vasiyeti üzerine Datça’ya gömüldü.

Can YücelBaşka türlü bir şey

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..